Yeşil Ekrandaki Mavi Tikler Evlilikleri Nasıl Bitiriyor? – Av. Tolga Çelik
Geçenlerde Mecidiyeköy’deki ofisimin penceresinden dışarıdaki o hiç durmayan insan selini izlerken telefonuma üst üste bildirimler düştü. Her gün yüzlerce kez duyduğumuz o tanıdık WhatsApp bildirim sesi… O an düşündüm; bir zamanlar büyük umutlarla, dualarla ve sözlerle kurulan yuvaların kaderi, nasıl oldu da akıllı telefonlarımızın o birkaç santimetrelik yeşil ekranlarına sıkışıp kaldı?
Eski yılların boşanma davalarını hatırlayanlar bilir; süreç çok daha ağır, deliller çok daha somut adımlarla toplanırdı. Şimdiyse her şey tek bir ekran görüntüsü, gece yarısı çevrimiçi olan bir numara ya da silinmiş bir mesaj geçmişi kadar yakınımızda. Ancak madalyonun hukuki gerçekliği, o ekran görüntüsünü alırken kalbi yerinden çıkacak gibi olan insanların sandığından çok daha farklı işliyor.
Hemen her gün Şişli ve çevresindeki adliye koridorlarında yankılanan, danışanlarımızın da masamıza oturduğunda heyecanla sorduğu ilk soru hep aynı: “Avukat Bey, elimde her şeyi kanıtlayan WhatsApp yazışmaları var, bu dava ilk celsede biter mi?”
Keşke hukuk, adaleti sadece bir telefon ekranına bakarak dağıtacak kadar düz doğrusal bir çizgide ilerleseydi. Ama öyle değil. Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz ve İstanbul aile mahkemelerinin yerleşik uygulamaları, bir delilin ne kadar can alıcı olduğuna değil, önce ne kadar ahlaki ve hukuki yollarla elde edildiğine bakıyor. İşte tam bu noktada, haklıyken haksız duruma düşmenin o ince ve tehlikeli sınır çizgisi başlıyor.
Bir akşam eşinizin telefonunu gizlice alıp, şifresini kırıp ya da o uyurken parmak izini okutup geriye dönük aylarca süren mesajlaşmaları kendi telefonunuza aktardıysanız, elinizdeki o büyük koz bir anda başınıza iş açacak bir ceza davasının fitilini ateşleyebilir. Türk Ceza Kanunu, haberleşmenin gizliliğini ihlal etmeyi çok ciddi bir suç olarak tanımlıyor. Yani mahkemede eşinizin sadakatsizliğini ispat etmeye çalışırken, kendinizi ceza mahkemesinde sanık sandalyesinde savunma yaparken bulmanız işten bile değil. Av. Tolga ÇELİK Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak yürüttüğümüz süreçlerde, danışanlarımıza her zaman ilk hatırlattığımız gerçek budur: Hukuk, kirli ellerle getirilen temiz adaleti kabul etmez.
Peki, Yargıtay bu konuda tamamen kapıları kapatıyor mu? Elbette hayır. Yargıtay’ın o çok hassas olan terazi kurallarına göre, eğer ortada ani gelişen bir durum varsa, örneğin eşiniz evdeki ortak kullanılan bilgisayarda veya salondaki tablette WhatsApp hesabını açık unuttuysa ve siz o an tesadüfen bir ihanet yazışmasına denk geldiyseniz, o ekranın fotoğrafını çekmeniz hukuka uygun kabul edilebiliyor. Çünkü burada bir tuzak kurma, casusluk yazılımı yükleme veya sistematik bir gizlilik ihlali yok; aksine, sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğini gösteren bir gerçeğin anlık olarak tespit edilmesi var.
İşte bu yüzden, boşanma davalarında WhatsApp yazışmaları tek başına sihirli bir değnek değildir. Onlar mahkeme hakimi için sadece çok güçlü birer delil başlangıcı veya takdiri delildir. Mahkeme bu mesajların gerçekliğini doğrulamak için siber suçlar uzmanlarından bilirkişi raporu ister, mesajların atıldığı tarih ve saat uyuşmazlıklarını inceler, karşı tarafın montaj iddiası varsa bunu didik didik eder.
Uzun lafın kısası, evlilikleri bitiren şey aslında o yeşil ekrandaki mavi tikler değil; güvenin o ekranların ardında tüketilmesidir. Elinizdeki yazışmalar ne kadar güçlü olursa olsun, onları mahkemeye sunarken izleyeceğiniz usul ve strateji davanın kaderini belirler. Haklılığınızı kanıtlamak isterken usul hatalarının kurbanı olmamak, adalet ararken yeni uyuşmazlıkların kapısını aralamamak için sürecin başından itibaren soğukkanlı ve profesyonel bir hukuki akılla hareket etmek en güvenli limandır.
Yazar Hakkında:
Av. Tolga ÇELİK Hukuk ve Danışmanlık Ofisi – Şişli / İstanbul İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak aile hukuku, bilişim hukuku uyuşmazlıkları ve kişisel verilerin korunması alanlarında mesleki çalışmalarını sürdürmektedir.
